İçeriğe geç
16 Ağustos 2026, Pazar Çanakkale 45°C

İnkaya Mağarası’ndaki 86 Bin Yıllık Yaşam İzleri Yeni Teknolojilerle Araştırılıyor

Çanakkale’nin Çan ilçesinde bulunan İnkaya Mağarası’nda 2026 yılı arkeolojik kazıları devam ediyor. Yaklaşık 86 bin yıl öncesine uzanan insan yaşamının araştırıldığı mağarada bu yıl jeofizik görüntüleme, termal drone, çevresel DNA ve optik tarihlendirme yöntemleri…

İnkaya Mağarası’ndaki 86 Bin Yıllık Yaşam İzleri Yeni Teknolojilerle Araştırılıyor - haber görseli

Çanakkale’nin Çan ilçesinde bulunan İnkaya Mağarası’nda 2026 yılı arkeolojik kazıları devam ediyor. Yaklaşık 86 bin yıl öncesine uzanan insan yaşamının araştırıldığı mağarada bu yıl jeofizik görüntüleme, termal drone, çevresel DNA ve optik tarihlendirme yöntemleri ilk kez birlikte kullanılacak.

Çanakkale’nin Çan ilçesine bağlı Bahadırlı köyü yakınlarında bulunan İnkaya Mağarası, Paleolitik Çağ insanlarının yaşamına ilişkin yeni bilgiler sunmaya devam ediyor.

Batı Anadolu’da keşfedilen ilk Paleolitik dönem mağarası olarak değerlendirilen alandaki kazılar, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özer başkanlığında 10’uncu sezonunda sürdürülüyor.

2026 yılı çalışmalarında mağaranın farklı bölümlerinde kazılar yapılırken, arkeolojik araştırmalar gelişmiş bilimsel yöntemlerle desteklenecek.

İnsanlar mağarayı binlerce yıl kullandı

İnkaya Mağarası’nda bugüne kadar gerçekleştirilen araştırmalar, alanın yaklaşık 86 bin ile 22 bin 500 yıl önce insanlar tarafından kullanıldığını ortaya koydu.

Mağaranın çevresindeki su kaynakları, taş alet yapımında kullanılabilecek ham maddeler ve besin imkânlarının bölgeyi uzun süreli bir yaşam alanına dönüştürdüğü değerlendiriliyor.

Kazılarda Orta Paleolitik Dönem’in sonları ile Üst Paleolitik Dönem’in başlangıcına tarihlenen çok sayıda arkeolojik buluntu gün yüzüne çıkarıldı.

Bugüne kadar çakmak taşı ve bazalttan üretilmiş taş aletler ile bunların yapımı sırasında ortaya çıkan parçaların sayısı 35 bini aştı.

Kazılar 10’uncu sezonunda devam ediyor

İnkaya Mağarası kazıları, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izniyle ve Cumhurbaşkanlığı kararı kapsamında yürütülüyor.

Çalışmalara Truva Bakır Madencilik ile T-Design Mühendislik Şirketi tarafından sponsorluk desteği sağlanıyor.

Kazı ekibi, mağarada yaşayan tarih öncesi toplulukların kullandığı üretim tekniklerini, yaşam biçimlerini ve çevreyle kurdukları ilişkiyi ortaya çıkarmayı amaçlıyor.

Araştırmalarla Batı Anadolu’daki fosil insan varlığına ilişkin yeni verilere ulaşılması ve Anadolu ile Balkanlar arasındaki tarih öncesi insan hareketlerinin daha ayrıntılı biçimde anlaşılması hedefleniyor.

Çalışmalar üç farklı alanda yürütülecek

Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Özer, 2026 yılı kazılarının mağaranın en az üç farklı bölümünde gerçekleştirileceğini açıkladı.

Çalışmaların büyük bölümü, mağaranın ana bölümünün batısında bulunan ve taş alet üretim alanı olarak değerlendirilen bölgede sürdürülecek.

Kazı ekibinin “işlik” veya “atölye alanı” olarak tanımladığı bu bölümde, mağarada yaşayan insanların taş aletlerini ürettikleri ve üretimden kalan malzemeleri bıraktıkları düşünülüyor.

3,5 metreden kalın dolgu tabakası bulunuyor

Mağaranın batısındaki üretim alanında kalınlığı 3,5 metreyi aşan bir dolgu tabakası tespit edildi.

Uzun yıllar boyunca biriken toprak ve üretim atıkları nedeniyle mağaranın batı girişinin kapandığı belirlendi. Kazı çalışmalarıyla dolgu tabakası kontrollü biçimde kaldırılırken kapalı kalan giriş de ortaya çıkarılmaya başlandı.

Kazı alanının genişletilmesiyle mağaranın daha önce müdahale görmemiş ve bozulmadan kalmış kültür tabakalarına ulaşılması planlanıyor.

Bu katmanlarda yapılacak çalışmaların, mağaranın kullanım dönemleri ve tarih öncesi insanların günlük yaşamı hakkında yeni bilgiler sağlaması bekleniyor.

Yer altı jeofizik yöntemlerle görüntülenecek

İnkaya Mağarası’nda bu yıl ilk kez farklı bilimsel yöntemler aynı kazı sezonunda birlikte uygulanacak.

Jeofizik yer altı görüntüleme yöntemleri kullanılarak kazı yapılmadan önce toprağın altındaki olası boşluklar, yapı izleri ve farklı dolgu katmanları araştırılacak.

Bu yöntem sayesinde arkeologların kazı alanlarını daha doğru biçimde belirlemesi ve mağaranın henüz ortaya çıkarılmamış bölümleri hakkında önceden bilgi edinmesi amaçlanıyor.

Jeofizik araştırmaların, mağaranın bugünkü görünümünün altında kalan eski girişleri veya kullanım alanlarını da ortaya çıkarabileceği değerlendiriliyor.

Termal drone ile üç boyutlu harita hazırlanacak

Kazı alanında RGB ve termal kameralarla donatılmış drone sistemleri de kullanılacak.

Havadan çekilecek görüntülerle mağara ve çevresinin ayrıntılı üç boyutlu haritası hazırlanacak. Termal kameralar sayesinde yüzeyde doğrudan görülemeyen sıcaklık farklılıkları tespit edilebilecek.

Toprak ve kaya yüzeylerindeki sıcaklık değişimlerinin, yer altında bulunan boşluklar veya farklı jeolojik oluşumlar hakkında ipuçları vermesi bekleniyor.

Hazırlanacak üç boyutlu haritalar, hem bilimsel çalışmaların kayıt altına alınmasında hem de kazı alanındaki değişimlerin yıllara göre karşılaştırılmasında kullanılacak.

Çevresel DNA analizleri yapılacak

2026 yılı araştırmalarının dikkat çeken çalışmalarından birini çevresel DNA analizleri oluşturuyor.

eDNA olarak bilinen yöntemle toprak, tortu ve farklı çevresel örneklerde geçmişte yaşamış canlılara ait genetik izler araştırılacak.

Bu analizlerin mağaranın kullanıldığı dönemlerde bölgede yaşayan hayvanlar, bitkiler ve çevresel koşullar hakkında yeni bilgiler sağlaması hedefleniyor.

Elde edilecek veriler sayesinde Paleolitik Çağ insanlarının nasıl bir doğal çevrede yaşadığı, hangi kaynaklardan yararlandığı ve iklim değişikliklerinden nasıl etkilendiği daha ayrıntılı biçimde incelenebilecek.

Kazı alanları optik yöntemle tarihlendirilecek

Yeni kazı alanlarının tarihlendirilmesinde optik uyarmalı lüminesans yöntemi kullanılacak.

OSL olarak adlandırılan bu yöntem, toprak içindeki mineral tanelerinin en son ne zaman güneş ışığına maruz kaldığını belirlemeye yardımcı oluyor.

Böylece kazı sırasında ortaya çıkarılan dolgu tabakalarının yaklaşık hangi tarihte oluştuğu bilimsel olarak hesaplanabilecek.

Yöntemin, İnkaya Mağarası’nın farklı dönemlerde ne zaman ve ne kadar süreyle kullanıldığına ilişkin daha hassas sonuçlar vermesi bekleniyor.

Anadolu ile Balkanlar arasındaki göçlere ışık tutabilir

İnkaya Mağarası’nda bulunan taş aletlerin Türkiye’deki diğer Paleolitik mağaralarda ortaya çıkarılan buluntulardan farklı özellikler taşıdığı belirtiliyor.

Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Özer, bazı taş aletlerin Balkan Paleolitiği ile bağlantılı olabileceğine dikkat çekiyor.

Bu benzerliklerin bilimsel çalışmalarla doğrulanması halinde mağaranın, Anadolu ile Balkanlar arasında gerçekleşen tarih öncesi insan hareketlerinin anlaşılmasında önemli bir merkez haline gelebileceği değerlendiriliyor.

Araştırmaların, erken insan topluluklarının hangi güzergâhları kullandığı ve farklı bölgeler arasında nasıl kültürel ilişkiler kurduğu konusunda yeni sonuçlar ortaya çıkarması bekleniyor.

Ziyaretçiler için bilgilendirme çalışmaları yapılacak

Kazı çalışmalarının yanı sıra mağara ve çevresinde düzenleme faaliyetleri de gerçekleştirilecek.

Alanda ortaya çıkarılan buluntuların analizleri sürdürülürken ziyaretçiler için bilgilendirme panoları hazırlanacak.

Panolarda İnkaya Mağarası’nın tarihi, kazılarda bulunan taş aletler, Paleolitik Çağ insanlarının yaşamı ve kullanılan bilimsel yöntemler hakkında bilgiler yer alacak.

Kazı ekibi, yeni teknolojilerle gerçekleştirilecek araştırmaların mağaranın bilimsel önemini daha da artırmasını ve kazının ilerleyişini değiştirebilecek yeni bulgulara ulaşılmasını hedefliyor.

Haberi Hazırlayan

admin

Yazarın yayımlanan diğer haber ve içeriklerine ulaşabilirsiniz.

Tüm Yazıları Gör
Whatsapp İhbar Hattı